BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

Başkanlık sistemini hemen bir kenara atmayalım

4 dakika okuma süresi

Fotoğraf: 140Journes

Türkiye’de muhalefet partilerinin uzlaştığı konulardan birisi “güçlendirilmiş parlamenter sistem” olarak ortaya çıkıyor. Bu argümanın en önemli nedeni ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin (ya da popüler ismiyle Türk Tipi Başkanlık Sistemi) bir “tek adam sistemi” şeklinde ortaya çıktığı ve ülkeyi yozlaştırdığı yönünde oldu. Muhalefet haksız sayılmaz. İlk olarak 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ortaya attığı başkanlık sistemi, Cumhurbaşanı Erdoğan’ın 2010 yılı sonrasında söylemleriyle yeniden tartışılmaya başlamış ve nihayetinde 16 Nisan 2017’de yapılan referandumla Türkiye, yarı başkanlık sisteminden, başkanlık sistemine geçiş yapmıştır.

Hem bizim kamuoyumuzda hem de uluslararası alanda Türkiye’nin otoriter bir rejime geçtiği tartışmaları yapılırken Erdoğan’ın Rusya ve Azerbaycan modelini Türkiye’de denediği çıkarımları yapılmıştı.

Başkanlık sisteminin dünyada demokrasi standartının en yüksek olduğu ülke olan ABD’den nasıl işlediği konusunda bakıldığı zaman yetkilerinin kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı olduğu net bir şekilde ortaya çıkarken, Türkiye’de ise Cumhurbaşkanı’nı yasama ve yargıyı etkilemektedir. ABD’de eyalet sistemi bulunmaktadır ve neredeyse her eyalet bir ülke niteliğindedir. Mesela sadece Los Angelas Eyalet dünyanın en büyük 6. ekonomisi olarak karşımıza çıkarken, eyaletleri seçilmiş valiler yönetir. Başkan 4 yıllığına ancak iki defa seçilebilir. ABD Kongresi (meclisi) iki meclisten oluşur. Senato ve Temsilciler Meclisi. Senato ve Temsilciler Meclisi yasa çıkartmak için uzlaşırlar ve Başkanı’nın onayına sunarlar. ABD’de de Senato üst meclistir ve başkan yardımcısı ve merkez bankası başkanının seçilmesinden, büyükelçilerin atanmasına kadar yetkilere sahiptir. Federal mahkeme yargıçlarını seçerler.

Türkiye’de ise üniter sistem içerisinde cumhurbaşkanı’nın yetkileri geniştir. ABD’de yüksek mahkeme üyelerini başkan seçmezken, Türkiye’de cumhurbaşkanı AYM’nin 4 üyesini seçme hakkını sahiptir. Yasamanın üstünde kararname yetkisi bulunmaktadır. Partili olan Cumhurbaşkanı hem partisinin genel başkanı, hem de hükümetin başıdır. Büyükelçilerden, valilere, bakanlardan, rektörlere kadar atama yetkisi bulunmaktadır. Hem MGK’ya hem de YAŞ’a başkanlık eder. Özetle Türkiye’deki başkanlık sistemi için tek adam sistemi benzetmesi yapılması gerçekçi bir yaklaşımdır.

Bu sistemle Türkiye’deki demokrasi zarar görmüştür, ülke bir parti devletine dönüşmüştür. Her ne kadar sistem Türkiye’de koalisyonları bitirmek üzere planlansa da bu hedefe ulaşılmamıştır. Hükümet her ne kadar güven oyuna ihtiyaç duymasa da ve her ne kadar kanun hükmünde kararnamelerle yasa çıkartabilse de meclisteki salt çoğunluğu (300+1) sağlaması gerekiyor. Bu yüzden sandalye sayısı 289 olan AKP, 48 milletvekili olan MHP’yle ittifak yaparak 347 sandalye sayısına ulaşmaktadır. Ancak Cumhur İttifakı’nın kurulmasındaki esas faktör, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde %50+1’i yakalamak için önemlidir. Cumhurbaşkanı ancak halkın %50 oydan fazlasını alırsa hükümeti kurabilir ve bakanlar yasama üyesi değildir.

Başkanlık sistemini revize etmek bir alternatif olabilir mi?

Türkiye’de parlamenter sistem muhalefetin kararlı olduğu bir konu ancak bu sistemin avantajları bulunuyor. Yürütme-Yargı ve Yasama erklerinin kesinkes ayrıldığı ve dengelendiği bir sistem Türkiye için daha etken olabilir. Cumhurbaşkanı partili olmaz ve yasama yetkisi elinden alabilir. Bu keskin hatların olduğu güçlü meclis, güçlü cumhurbaşkanı daha işlevsel ve fonksiyonel olabilir. Güçlendirilmiş ve uzlaşmacı bir meclis Türkiye’nim demokrasi standartını arttırıken, güven oyu alan hükümet daha fonksiyonel olabilir.

Türkiye’nin devlet olarak yeniden yapılandırılması şüphesiz bir zorunluluk. Güçlendirilmiş parlamenter sistem veya başkanlık sistemi ortak bir amaca hizmet etmelidir. O da kuvvetler ayrılığı ve yüksek demokrasi, insan hakları, hukuk ve ifade özgürlüğüyle mümkün olur.

Ülkeyi AKP ve MHP’den devralacak yeni yönetime çok iş düşüyor.

Muhalefet bir 2073 vizyonu ortaya koymalı ve bu devlet politikası olarak işlenmelidir. Bu da devletin her zaman dinamik kalmasıyla mümkün olacak bir gelişmedir. Onunda yolu kurumları güçlü bir devlet geleneği oluşturmaktan geçer.

Hükümetler geçicidir ancak devlet her zaman kurumlarıyla baki kalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir