BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

ABD ve AB yakınlaşıyor, Türkiye ve Birleşik Krallık geride kalıyor

4 dakika okuma süresi

Fotoğraf: CNN INT.

AB eğer bir gün bazı popülist siyasetçiler tarafından iddia edildiği gibi dağılacak olursa, bu insanlık tarihi açısından da hayal kırıklığı olur. Bana abartıyorsun diyenleri duyar gibiyim… Onun için Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularından ve ikinci Cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü’nün Avrupa Ekonomik Topluluğunu (AET) “Beşeriyet tarihi boyunca insan zekâsının vücuda getirdiği en cesur eser.” olarak tanımlaması ve bunu daha ortada AB yokken, AET’yi görüp söylemesi bizim açımızdan da rotayı göstermektedir. Bunu anlamak için Türkiye’deki toplumsal kimliklerin tarihini kavramlaştırmak bir yöntem olarak incelenirse kurucu liderlerimizin mirası olan muasır medeniyetler seviyesine niçin ulaşamadığımızı daha net anlarız. Bıraktıkları müesses nizamın devamında gelen birçok politikacı sivil darbe anlayışıyla hareket ettiği için ülkeyi demokrasi getirmek yerine devleti ele geçirdiler. AKP ise direkt devleti çaldı… Neyse, 2023 yılında olmayacakları için tarihimizde Osmanlıyı parsel parsel emperyalistlere peşkeş çeken İstanbul Hükümeti ile aynı dipsiz çukura gidecekler. Şürekasıyla gidecekler, bu düzen yıkılıp gidecek göreceksiniz. Biz geleceğe odaklanalım…

AB’nin ulus kimliği oluşabildi mi?

Yanı başımızdaki Batı uygarlığının merkezi olan Avrupa, kendi geleceğini Soğuk Savaş sonrası “Avrupa Birliği” şemsiyesi altında halkların derinleşme sürecine evirirken, yeni bir ulusal kimlik olarak Avrupalılaşmayı bir takım değerler etrafında ortak bir kurumsal mekanizma içerisinde oluşturdu. Bu ulusal kimlik bir anda oluşmadı elbette… Kant’ın ortaya attığı ortak Avrupa vizyonu, II. Dünya Savaşı sonrası özellikle Jurgen Habermans, Theodor Odorno, Max Horkheimer gibi Frankurt Enstitüsü ekolü biliminsanları tarafından kuramlaştı ve Avrupalı siyasetçiler tarafından uygulanmaya başlandı. Demokrasinin gelişmesiyle, insan onuruna verilen değerin artmasıyla ortak Avrupa fikri hız kazandı. Birleşik Krallık dahi, Avrupalılaşma vizyonunun içinde Batı Almanya’nın gölgesinde kaldı.

Brexit pişman ettirdi, Fraxit unutuluyor

Brexit sürecini emin olun yalnızca mülteci kriziyle değil, Almanya’nın dünyanın en büyük dördüncü, Avrupa’nın birinci ekonomisi olması ve AB’ye liderlik etmesiyle (dolayısıyla İngiltere’ye) de doğrudan ilişkilidir. Birleşik Krallık ve Kuzey İrlanda İmparatorluğu bu derinleşmeden belirli nedenlerden dolayı uzaklaştı. Birleşik Krallık’ın II. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş döneminde kaybettiği kazanımlar, bir dönüşüm sürecinin artık onlar içinde kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor. Bu psikolojiyle son derece savrulduklarını umarım yakında fark ederler.


Almanya’nın Merkel ile devraldığı Avrupa liderliği sürecinde İngilizlerin AB’yi terk etmesi, ABD’den, Biden’dan beklediği ilgiyi de göremedi. Bir önceki Başbakan May, unutmayalım Trump’ı Beyaz Saray’da ziyaret eden ilk lider olmuş ama Trump, May’in “dünyayı birlikte yönetelim” teklifine sıcak bakmamıştı. Netice de Trump gitti, ABD’de Biden 46. Başkan seçildi… Artık İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ABD Başkanı Biden tarafından Beyaz Saray’a davet edilen ilk lider olan Merkel’in arkasından nasıl bakıyordur onu da siz düşünün.


Fransa’da bunları gören Le Pen Birleşik Krallık’a bakınca Fraxit kelimesini bir daha ağzına almadı. Macron’un kaderi ise Hollande’dan ve hatta Sarkozy’den daha kötü oldu. Macron kendini Napolyon sanıp enerjisini dış politika yerine içeriye harcasaydı (pandemi döneminde olduğu gibi) seçmeninden tokat yememiş olurdu. Kişilerle değil, kurumlarla ilişkilere önem veren Merkel kazanırken Macron trenin son vagonuna yetişmeye çalışıyor… Tren gitti, artık Macron Trenin en son vagonunun dış balkonuna yetişmeye çalışıyor. Görünen o ki Macron’un bu koşuyla yetişmesi de pek mümkün görünmüyor.

Çin ve ABD restleşiyor, Rusya kenardan mı izleyecek?


Kuzey’den mavi gözleriyle Akdeniz’in inci limanlarını gözüne kesen Putin, ABD’nin Çin konusunda Rusya’ya yönelik önümden çekil serzenişlerine karşı bu limanlar için şimdilik sesini çıkarmayacak gibi duruyor. Biden elbette Türkiye’ye de NATO ve Batı İttifakı içinde çok güzel bir rol veriyor. “Mültecileri tutan, Afganistan’da Taliban belasına karşı Batı’nın yine güvenlik tamponu”. Türkiye şu anda en güvenilmeyen NATO ülkesi ve Avrupa Konseyi tarafından gözetim altında olan bir ülke konumunda… Haliyle AKP-MHP’ye verilen rol dış kapının, dış mandalı olmaktan öteye geçemiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir