BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

AKP giderken bir enkaz bırakıyor

6 dakika okuma süresi

Türkiye ekonomisi tam olarak iflas etmiş durumda. Sanayici, esnaf, işçi, memur perişan bir vaziyette. Enflasyon giderek yaşamı çekilmez yapıyor. Oysa sadece 8 yıl önce Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir Dünya Bankası verilerine göre 12.500 dolardı. Toplum adeta zenginleşmeden bir anda fakirleşmeye geçiyor. Üretiyoruz, kazanıyor fakat hep fakirleşiyoruz.

Erdoğan rejiminin kötü yönetimi Türkiye’ye pahalıya mal oldu. Son derece gereksiz bir şekilde Suriye, Mısır ve Irak’ın iç işlerine karışmamız bize kaybettirdi. Suriye ve Irak’taki savaşın maliyeti Türkiye’ye 100 milyar doları aştı. Erdoğan’ın doymak bilmeyen savaş ekonomisi harcamaları Türkiye’ye pahalıya mal oldu. Amerikalılarla birlikte ürettiğimiz F-35 programı için 2 milyar dolar harcadık fakat F-35’leri alamadık. Rusya’dan aldığımız S-400’lere 2,5 milyar dolar ödedik fakat kullanamadık. Böyle rezil bir politika olur mu?

Dış politikadaki savrulma ve Osmanlıcılık politikası ekonomik çöküşte etken oldu

Erdoğan’ın Mısır ve Körfez ülkeleriyle yarattığı krizin Türkiye’ye maliyeti 50-100 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Avrupa Birliği ve ABD ile kötü ilişkiler, Rusya ile yaratılan zaman zaman krizler de düşünülünce Türkiye’nin kaybı 100-200 milyar dolar arasında olduğu hesaplanıyor. Zaten 2013 yılında Dünya Bankası verilerine göre 950 milyar dolara ulaşan Türkiye ekonomisi 2020 yılında 710 milyar dolara gerilemiştir. Türkiye’nin borcu 450 milyar dolara çıkmış ve cari açık sorunu çözülememiştir.

Avrupa Birliği sürecinde Dünya Bankası verilerine göre 2002 yılında AKP 250 milyar dolar olan GSYH’yı 2013 yılının sonunda 950 milyar dolara çıkarmıştır. Türkiye tarihindeki ilk reform ve refah yılları Türkiye’yi zenginleştirirken, otoriter ve baskıcı Erdoğan rejiminin politikaları Türkiye’yi fakirleştirmiştir.

Erdoğan’ın gizli ajandası onun iktidarının sonu oldu

Demokrasi ve özgürlük vaatleriyle Başbakan seçilen Erdoğan, ülkeyi demokratikleştirmek yerine kendi rejimini inşa ederek Türkiye’ye 50 yıl kaybettirmiştir. Türkiye Ortadoğulaşıyor. Özellikle mültecileri kendi rejiminin güvenliği için pazarlık unsuru olarak kullanan Erdoğan, Batı’nın iki yüzlü ahlakından dolayı rejimini meşrulaştırmaktadır.

Erdoğan, Bahçeli ve Perinçek, rejim için tehdit gördüğü herkesi terörist ilan ederek toplumda nefreti ve kutuplaştırmayı arttırıyor. Kendi rejimi için kullandığı aparatları zenginleştirerek bir orta üst sınıfı yaratan Erdoğan, kamu kaynaklarını da kendi şürekasıyla paylaşmıştır. AKP’nin kendi şürekasına harcadığı parayı bir düşünün… AKİT, Yeni Şafak, Demirören Haber Ajansı, AA, TRT, Doğuş Medya, Ciner Medya hepsi Erdoğan Rejimi tarafından besleniyor. Türkiye’de belirli bir elit sınıfta kendi konforu nedeniyle sesini çıkarmıyor. Burak Özçivit ve özellikle Engin Altan Düzyatan gibi sanatçılar resmen bu rejimin kültürel harcamalarından zenginleşmektedirler.

Türkiye’nin aydınları da şu anda Ortadoğulaşmaktadır. Özetle bir ahlaki çöküş var. Hilal Kaplan, Veysi Ateş, Nagehan Alçı, Ahmet Hakan bu dönemin medyadaki siyasi ayağı olarak anılacaklardır. Hukukta şu an susmuştur. Ülkede resmen ağzını açanı terörist ilan edecek durumdalar. Artık gazeteci, siyasetçi ve aydınları değil adaletsizliklere itiraz eden halkı da terörist ilan etmiş durumdalar. Popülist, otoriter, antidemokratik bir rejimin yapısı nedeniyle Türkiye’de ahlaki bir çöküş yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurumsal olarak da çöküş yaşamaktadır. Hukuk, liyakat, şeffaflık, tamamen askıya alınmış bir durumda.

Türkiye ahlaki bir çöküş yaşıyor

Bu kadar yoksulluğun olduğu bir ülkede kendisine ve şürekasına kendi yarattığı mafyatik 5’li müteahhit şebekesine yüklü miktarda kamu kaynağını kullanarak ihale verip saraylar yaptırması, toplumumuzdaki ahlaki çöküşü gösteriyor. Hakikat ötesi siyaset ve medya ilişkileri Türkiye’de ahlaki bir çöküş yarattı. Tüm uygar toplumlar bu nedenle demokrasiye, barışa ve özgürlüğe sahip çıkmalı ve bir arada yaşama inanmalıdırlar.

Afganistan’da Taliban zulmünden kaçan Afganlar Türkiye’de değil, Avrupa’da yaşamak istiyorlar. Avrupa’da insan hakları var, Afganistan ve Türkiye’de yok diyorlar. Bu Batı medeniyeti için bir başarıdır. Ancak kendi refah düzenleri bozulmasın diye Türkiye’de göçmenleri tutmak için mali destek vermeleri ahlaksızlıktır. Merkel’in giderken Afganlar içinde Türkiye’ye para vermeliyiz, sözü utanç vericidir.

AKP’nin parti devleti inşa etmesinin Türkiye’ye maliyeti 1 trilyon doları aşıyor

Dünyanın uygar toplulukları Erdoğan Rejimi nedeniyle Türkiye vatandaşlarının 1 trilyon kaynağının çöpe gitmesini desteklememeli, Türkiye’deki muhaliflerle dayanışma içinde olmalıdır. Demokrat ABD Başkanı Biden eğer demokrasi ve insan haklarında samimiyse şu anda Suriye, Irak, Afganistan, Lüban, Libya ve Yemen’deki akıl almaz vahşete karşı bir politika üretmesi gerekiyor. Türkiye’yi bir sığınmacı kampı olarak değil, Batı Uygarlığında yer almak isteyen bir halk olarak görmelidirler. İktidarın Ortadoğulaşması Batı uygarlığını aldatmasın, Türkiye’de demokratlar var. Afganistan’da başarılı olamadınız, Afganistan halkı belki demokrasiye hazır değildi ve Taliban ideolojik olarak güçlüydü ama Türkiye’de demokrat, çağdaş insanlar var. Türkiye’yi emperyal politikalarla çıkar amaçlı kullanmaktan vazgeçin.

Erdoğan rejiminin yarattığı izi kolay silinemeyecek travmalar var

Rejimin Kürtlere yönelik savaş politikaları başta Türkiye Kürtleri olmak üzere büyük travmalara yol açmıştır. Türkiye Kürtleri demokratik bir ortak Cumhuriyet’te yaşamak için siyasal aktörlerle müzakere sürecini desteklerken 7 Haziran Seçimleri sonrası bir savaş yaşadı. PKK’nın da gizli ajandasının olması Türkiye’nin Güneydoğu’sunda bir savaşa neden olmuştur. PKK ve TSK’nın çatışmalarının arasında halk kalmıştır. Tankla, F-16 savaş uçaklarıyla şehirlerin içi bombalanmıştır. Kürt Sorunu bu nedenle daha da çıkamaz bir yola girmiştir. Bunların hepsi bir kişinin diktatör olma hevesi yüzünden gerçekleşmiştir.

Türkiye demokratlarının iktidarı yaklaşıyor

Türkiye toplumu çok büyük travma yaşıyor ama en önemlisi toplumumuzun ahlaki bir çöküş noktasına ulaşmasıdır. Türkiye demokratları dünya tarihlerinde ilk kez otokrat bir rejime karşı halkın demokratik direnişi ile Türkiye’de yeni bir gelecek umudu oluşturabilecek mi, ilerleyen zamanlar bunu bize daha net gösterecektir. Türkiye toplumu elbette tarihin akışı içersin de hakikatlerle yüzleşip, çağdaş demokratik bir ülke olacak ancak sadece 50 yıl kaybetmiş olacak. Türkiye demokratları iktidara geldiğinde çok hızlı bir şekilde Batı Uygarlığında yer almak için reformlar yapmalı (toplum buna hazır) ve Batı ile oluşan fark kapatılmalıdır. Türkiye’nin her zaman uygar dünyada yeri olmuştur. Ortadoğulaşmak istemiyor bu toplum. Buna inanıyorum.

Erdoğan Rejimi’nin Ortadoğulaşması Türkiye toplumunu Ortadoğulaştırmaz. Evet radikaller olabilir ama bu Türkiye demokratlarını vazgeçirmemelidir. Türkiye halkı demokrasiden yanadır. 251 insan Erdoğan rejim inşa etsin, kendine saraylar yapsın diye değil, özgürlük, barış ve kardeşlik için canlarını verdiler. Erdoğan rejimi için menfaati olmayan kimsenin ölmeye hazır olduğunu düşünmüyorum.

Özetle toplum olarak dolandırıldığımız bir süreçten geçiyoruz. Bu kadar İslami sermaye tarafından kandırılmış bir toplum bu yapının siyasileşmesi ile mi kandırılmayacak? Abartarak söylemiyorum. TCMB rezervleri dahil edildiğinde 1 trilyon dolarımız yani kişi başına 12 bin dolar paramız buhar oldu. Şu anda ulusal gelirimiz 20 bin dolar sınırına dayanmalıydı. AKP ve çılgın politikaları maddi manevi Türkiye’yi yıprattı. Türkiye demokratları iktidara geldiğinde güçlü bir sosyal devlet kurabilirse bu kayıp kısa zamanda telafi edilebilir ve belki de günün birinde bir siyasal hareket çıkar ve halka AKP-MHP’den yıpranmışlık nedeniyle manevi tazminat verir bilemeyiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir