BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

MISIR VE İSRAİL İLE İLİŞKİLERİMİZ NORMALLEŞMELİ

6 dakika okuma süresi

Neden Türkiye Doğu Akdeniz’de istenilmeyen bir aktör?

Türk-Yunan ilişkilerindeki gerginlik, Batı dünyası ile Türkiye arasındaki sorunların merkezine taşınarak Yunanistan’a müthiş kazandırmış durumda.

Yunanistan uzun yıllardır Doğu Akdeniz’de sadece “Meis” adasıyla bir enerji politikası oluşturarak, Doğu Akdeniz’e en fazla kıyı uzunluğuna sahip ülke olan Türkiye’yi devreden çıkarmak istiyor. Uluslararası ilişkilerde dengeleri kendi lehine çevirmeyi kuruluşundan bu yana çok iyi değerlendiren Yunanistan, Türkiye’ye karşı bu politikasında başarıya ulaşabilir mi?

Türkiye Yunanistan’a karşı sahada kararlılığını göstermiş olsa da ne yazık ki diplomaside yalnız kalmış durumda. Uzun yıllardır Batı dünyasında uzaklaşan ve kopan Türkiye ne ABD’den, ne de AB’den destek alabildi. Bölge ülkeleriyle de kavgalı durumda. Bir başka deyişle 2000’li yıllarda diplomasisi, askeri gücü ve büyüyen ekonomisi ile etken bir ülke olan Türkiye, şimdi ekonomik krizin, diplomatik yalnızlığın kalıcılaştığı ve yalnızca askeri gücü ile sınırlı kalan bir ülke olarak bölgede ve dünyada konumlandırılıyor. Maalesef askeri gücümüzün kapasiteleri de sınırlı. Her diplomatik soruna sopa gösteriyor, caydırıcılığımızı yitiriyoruz.

Sadece Türk-Yunan ilişkileri ile Doğu Akdeniz’i yorumlamak yanlış olacaktır; artık bu kriz Batı dünyası ile Türkiye’nin sorunlarının merkezinde ilerleyen bir süreç olarak Yunanistan’ın lehine çevrilmiş durumda.

Bu duruma Türkiye’yi getiren ana faktör ise dış politikanın iç politikaya karışmasının bir sonucudur. ABD ile yaşanılan hastalıklı ilişkiler, AB ile de ilişkilerde önü arkası kesilmeyen sorunlar silsilesi, Türkiye’yi Yunanistan’a karşı haklı olduğu bir konuda işte bu kadar yalnız bıraktı. Yunanistan, Güney Kıbrıs, Fransa, Birleşik Arap Emirlikler, Mısır ve İsrail’in Türkiye’ye Doğu Akdeniz’de blok oluşturmasına karşı bu ülkelerle olan ilişkilerine tek tek bakmaktığımızda ilk olarak Türk-Yunan ilişkilerinde her zaman tarafsız kalan Mısır ve İsrail ile başlamakta yarar var.

Türkiye – Mısır ilişkileri nasıl normalleşir?

Mısır’la Türkiye ilişkileri Arap Baharı sürecinden sonra gerginleşti. Mübarek’in istifasından sonra demokratik seçimlerle göreve gelen Mursi’nin Sisi tarafından devrilmesi ve idam edilmesi, Türkiye’nin Mısır’a yönelik hedeflerini sekteye uğrattı. Müslüman Kardeşleri destekleyerek kendine yakın yönetimleri Ortadoğu’da iş başına getirmek isteyen Türkiye, Mısır’da yaşanan olayları iç siyasete taşıdı ve hiç olmayacak bir yanlışa düştü. Mısır’ın içişlerine karışan Türkiye, Sisi’yi karşısına aldı. Libya’da da karşı karşıya gelen bu iki ülke Doğu Akdeniz’de işbirliği kurması için önce Libya’da bir uzlaşmaya gitmesi gerekiyor.

Ankara – Kahire gerilimi Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı deniz yetlki alanı kaybetmesine rağmen Mısır’la Yunanistan’ı yakınlaştırdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “istihbarat servisleri görüşüyor” dese de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu CNN TÜRK’te Ahmet Hakan’a verdiği cevapta ilişkilerin düzelmesinin kolay olmayacağı sinyallerini vermişti.

Bu yönüyle Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Mısır’la işbirliği yapması sadece pragmatik düşünerek gerçekleşecek bir süreç değil, Mısır’ın Türkiye’den Libya ve İhvan hareketine yönelik atmasını beklediği adımlar var. Özetle Mısır Türkiye’nin giderek Ortadoğu’da artan nüfusundan rahatsız. Bu nedenle Yunanistan ile deniz yetki alanı kaybetmesi pahasına Mısır antlaşma imzaladı.

İsrail ile normalleşme Mısır’dan daha kolay

Doğu Akdeniz’de 2000’li yıllarda hidro-karbon yataklarının keşfedilmesi ile başlayan enerji geriliminde en kazançlı çıkan ülke İsrail olmuştur.Türkiye, İsrail’i tanıyan ilk Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkedir. Arap – İsrail çatışmasında genel olarak tarafsız bir politika izlemiştir.

Ortadoğu’daki gerilimden dolayı diplomatik ilişkiler inişli – çıkışlı olsa da Türkiye ve İsrail 1996 yılında serbest ticaret antlaşması imzalamıştır.
Türkiye ile İsrail arasında son 10 yılda yaşanan siyasi ve diplomatik krizlerden en az etkilendiği görülen alan ticari ilişkilerdir.

İsrail ve Türkiye imzaladığı serbest ticaret antlaşmasından sonra ikili ilişkiler stratejik düzeye yükselmiştir. Özellikle AKP döneminde tırmanışa geçen ilişkiler sonucunda Türkiye, İsrail-Filistin ve İsrail – Suriye antlaşmazlıklarına arabulucu misyonu üstlenmiştir. Yine örnek vermek gerekirse, İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres TBMM’de Cahit Sıktı’nın “Memleket İsterim” şiirini dahi okumuştu.

Türkiye ile İsrail arasında son 24 yılda ticari ilişkilerin sürekli artma eğiliminde olduğunu işaret etmektedir. Bu anlamda büyük bir kırılma daha yaşanmazsa iki taraf arasında en azından ekonomik iş birliğinin süreceğini tahmin etmek zor değildir.Bu pragmatist ilişki özellikle Doğu Akdeniz konusunda tarafların daha fazla avantajına olacaktır.
Ancak İsrail’in iki konuda Türkiye’den beklentisi olacaktır. İlki Kudüs, ikincisi Hamas. ABD’nin Küdus’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmesinden hemen önce normalleşme için adımlar atılıyordu. Ancak bu olay Ankara ve Tel Aviv hattını gerdi. Ancak İsrail Türkiye’nin önemini bilen bir ülke olduğu için bu iki sorunu bir kenara bırakıp Ankara ile görüşebilir.

Türkiye Mısır ve İsrail ile yakınlaşmalıdır

Türkiye’nin Kıbrıs sorunu ve Yunanistan ile olan sorunlarına daha önce tarafsız olmuş olan İsrail ile Türkiye tarihlerinde Filistin sorunundan sonra ikinci kez karşı karşıya kaldı.  Mısır ve İsrail Deniz Yetki Alanları konusunda zararlı çıksalar dahi Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile anlaştılar.

Tüm bunlar Türkiye’nin yalnızlaşmasına neden oluyor. İsrail ve Mısır Türkiye ile işbirliğine açıkken Türkiye bu konuda yanaşmıyor. İç politikanın güdümünde hareket eden dış politikada Türkiye’nin stratejik kazanımları tehlikeye atılıyor. Sahada varlığını sürdüren Türkiye diplomaside kaybediyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nden destek alamayan Türkiye İsrail ve Mısır’ı ne olursa olsun geri kazanmak zorunda. Aksi halde işimiz çok zor. Unutmayalım ABD ve AB’nin Doğu Akdeniz konusunda çok büyük bir strtejisi var. Doğu Akdeniz gazının Rus gazına alternatif olması ABD ve AB’nin arzusu. Bu denklemde ise Türkiye yerine daha zayıf Yunanistan’ı tercih etmek, çıkarlarına uygun geliyor. Çünkü Türkiye’nin “mülteciler de olduğu gibi” Avrupa’ya karşı enerji konusunda da kartının olmasının ileride yaşatacağı sıkıntıyı görebiliyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir