BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

Joe Biden 46. Amerikan Başkanı olmaya çok yakın

4 dakika okuma süresi

Kıran kırana geçen bir seçimden sonra eski ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ABD’nin 46. Başkanı olmaya çok yakın.

Yunus Emre Erdölen’in son analizlerine göre:

“Seçimin sonucu Pennsylvania’da kilitlenseydi, yargı süreci seçim sonuçlarını oldukça geciktirebilirdi. Fakat Michigan ve Wisconsin yargı süreçleri seçim sonucunu bu kadar etkileyecek süreçler olmayabilir. Nevada yarın kesinleşince Biden zafer açıklaması yapacaktır.”

Michigan ve Wisconsin’i kazanan Joe Biden, Pennsylvania’daki sonuçlara kalmadan 270 delege sayısına ulaşıyor.


ABD tarihinin en yaşlı başkanı ünvanını Trump’tan almaya çok yaklaşan Joe Biden ılımlı bir seçim konuşması yaparak devlet insanı kimliğini çok net ortaya koydu.

Biden, Pennslyvania’da seçim günü oylardan sonra eklenen posta oylarının yaklaşık %75’inin kendisine verilen oylar olduğunu, ülke genelinde çok yüksek miktarda oy aldığını, Arizona, Nebraska 2. Bölge’de seçim kazandığını, Wisconsin ve Michigan’da sayım işlemi bitince kazanacağını söyledi.

Biden önde götürdüğü Michigan ve Nevada eyaletlerinde galibiyetini kesinleştirirse 270 delege sayısına ulaşarak başkanlığını ilan edebilir. Ancak böyle kıl payı biten bir seçimin ardından uzun süren yargı savaşları bekleniyor.

Almanya Başbakanı Merkel’in Trump seçildiği zaman söylediği şu sözü hiç unutmadım: “En az dört yıl daha sabırlı olmak mecburiyetindeyiz.”

Hakikaten ABD’nin Trump kadar dengelerinini bozan bir başkan yakın döneme kadar hiç olmamıştı. Artık bir dört yıl değil sadece haftalar sonra dünya popülist bir şarlatandan daha kurtulmuş olacak.

2016 yılında Trump’ın başkan seçilmesiyle tüm dünya ciddi bir şok yaşamıştı. Nasıl olmuştu da Trump kazanabilmişti? Bu uzun süre tartışılmıştı. Belki de COVID-19 öncesine kadar tekrar seçilmesi kuvvetle muhtemeldi çünkü şu an için bile başa baş bir seçimi götürdü. Ben son 10 ayı daha da önemlisi Impeachment sürecini şöyle bir değerlendirdiğimde ve yine Rus müdahalesinden sonra Donald Trump’ın kutuplaşan ülkede yeniden kazanacağını tahmin ediyordum. En büyük korkum seçime katılımın yine Demokratların gitmemesi nedeniyle düşük olmasıydı ancak bu da gerçekleşmedi ve ABD için yüksek bir katılımla gerçekleşen seçimlerde Biden ipi göğüsledi.

Şimdi en önemli konu ABD’de establishment dedikleri o müesses nizamın işlerliği ve Trump’a öyle kafasına göre davrananayacağını gösteren kurumların etkinliği olacak. Trump Yönetimi’nde oldukça yıpranan checks and balances dedikleri o kuvvetler ayrılığı, Trump’a başkanlığı sürecinde her istediğini yaptırmamıştı. Şimdi kazanması çok kesinleşen Biden sonuçların tamamını beklerken akılcı bir şekilde sağ duyulu davranıyor. Trump ise dünyada örneği yalnızca Türkiye’de görülen ortada giden bir seçimde “kazandık” açıklaması yapıp aynı zamanda seçim sonuçlarını mahkemeye taşıyor.

Şimdi oyların tekrar sayılması süreci yaşansa bile en önemli husus sokakların güvenliği ve Trump’ın barışçıl bir şekilde görevi devretmesi olacak. Eğer Trump inat ederse ve ABD Anayasası’na aykırı davranırsa Biden’ın da dediği gibi sonu zorla Beyaz Saray’dan çıkartılmasına kadar gidecektir. Trump tarafında oy sayımını durdurun diyen sürreal açıklamalar var. Biden ise her bir oy sayılana kadar bekleyeceğiz ve kazanacağız diyor.

NTV Washington temsilcisi Hüseyin Günay’dan son duruma baktığımız zaman:

“Çarşamba 7:25 itibariyle son durum;

Biden başkan olmaya çok yakın,
Trum’ın şansı az ama hala var,
AZ, NV, GA sonuçları bekleniyor,
Trump’ın morali çok bozuk,
T ve B’nin bugün programı yok,
Trump sonuçları mahkemeye taşıdı,
Sokaklar genel olarak sakin.”

2020 yılı ilginç bir yıl oldu. Amerikan tarihi açısından en bunalımlı dönem elbette henüz bitmiş değil. Otoriter ve popülist yönetimlere karşı ciddi bir demokrasi mücadelesi var.
Bir konuda eleştirim özellikle Türkiye’deki ana akım medyaya olacak. Trump’ın anti-demokratik uygulamalarını eleştirirken iş Türkiye’ye geldiğinde niçin susarlar bunu da anlamak güç. Demek ki bu ana akım gazeteciler demokrasi, hukuk, insan hakları ve ifade özgürlüğü nedir biliyorlarmış. Demek ki sadece Türkiye’de siyasette değil, medyada da opportunist bir zihniyet mevcut.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir