BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

Şahsım Cumhuriyeti’nden yeniden Avrupa’ya dönüş mümkün olabilir mi?

4 dakika okuma süresi

Fotoğraf: AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan kim ne derse desin gündemi belirleyen bir isim. İçerideki ve dışarıdaki gelişmeleri kendini merkeze alarak değerlendirmeyi seviyor ve kamuoyunu bir anda oluşturduğu gündemde tutmayı başarabiliyor. Ancak Türkiye, izlediğimiz sokak röportajlarında “Almanya bizi kıskanıyor” diyen gurbetçilerden ibaret bir ülke değildir. Bugün Türkiye halkının gündemi “EKONOMİK KRİZ” ve çocukları için daha iyi bir gelecek umududur. Hepimiz Türkiye için kaygılanıyoruz.

Kaynak: İlave TV / Arif

Türkiye özellikle “partili cumhurbaşkanlığı” sisteminden yani “tek adam” sisteminden sonra gücün tek bir merkezde toplanmasının sonuçlarının bedelini ekonomide çok ağır ödedi ve ödüyor. Sadece bu değil insan hakları, hukuk, demokrasi ve ifade özgürlüğü konusunda da durum vahim ne yazık ki…

Bilimde, kültürde, sporda özetle her alanda standartlarımız geriledi. Oysa hatırlayacaksınız AKP iktidarının ilk 10 yılında AB konusunda attığı rasyonel adımlarla her alanda standartlarımız artmıştı ve parlamento bu reformlar konusunda hem fikirdi. Türkiye o reformlar sayesinde cazibe merkezine dönüşmüştü. Demek ki o reformlar devam ettirilseydi bugün Türkiye belki çok daha farklı bir noktada olabilirdi. Ancak Erdoğan’ın başkanlık ısrarı Türkiye için acı bir tecrübeye dönüştü bizzat kendi içinde…

Bugün Erdoğan MHP’yi dışarıda bırakarak karar alamıyor. AKP ve Erdoğan’ın bir MHP zinciri var ve bu partiyi milliyetçi ve Avrasyacı yaptı.

Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan bir anka kuşu misali yeniden küllerinden doğma hesabı yapıyor. Önce TCMB Başkanı Murat Uysal’ı görevden alıp yerine eski Maliye Bakanı Naci Ağbal’ı getirmesi, ardından damadı Berat Albayrak’ın biletini kesip görevden alması ve son olarak başlattığı hukuk ve demokrasi reformu bir değişim sinyali veriyordu. Hatta Erdoğan TCMB rezervlerinin -40 milyar $ seviyesine düşürecek kadar, Varlık Fonu garanti gösterilip Çin’den kredi alacak kadar inat edip “faiz nedendir, enflasyon sonuçtur” teorisinden bile vazgeçti. 

  

Erdoğan Enflasyon / Faiz ilişkisini anlatıyor

Bu değişim rüzgarları yalnızca bunlarla sınırlı değil… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Saray’daki danışmanı Bülent Arınç çıktı ve dedi ki “Demirtaş ve Kavala serbest bırakılmalıdır.” Habertürk’te Mehmet Akif Ersoy’un programında yaptığı bu açıklama sonrası sosyal medyada daha biz bu habere sevinmeden bir anda Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz” dedi.

Bülent Arınç’ın açıklaması

Peki bu açıklamalar ne anlama geliyor?

Birincisi son 10 yılda Türkiye’nin içine girdiği süreç sonrası artık Erdoğan için yapısal reform treni kaçtı. 2013 yılından bu yana Erdoğan kendisini ülkemizde çılgınca popüler yapan tüm kazanımlarını Türkiye’yi İslamlaştırma ideali uğruna kaybetti. Bu düşünce anlayışı Türkiye’de karşılık bulmadı. Son anketlerde de oyu hızla eriyor. Güçlü bir lider olarak AB’nin “ılımlı İslamcı” olarak gördüğü demokrat Erdoğan profili de son 10 yıldan sonra “diktatör Erdoğan” resmine dönüştü ve AB’nin indinde asla bu düşman resmi değişmeyecektir. Şu anda AB ülkelerinde Erdoğan karşıtlığı puan kazandırtıyor. Hiçbir AB ülkesi lideri Erdoğan’la yeniden masada müzakereleri başlatmak istemez. Bu adımlar Ankara’nın Biden’nın gelişine bir hazırlıktır. Biden hukuk devleti olmayan bir Türkiye’ye ağır bir bedel ödetebileceği endişesi ile atılan adımlar olarak süreci okumak gerekiyor.

Her şeyi geçtim hukuk reformu söyleminin samimiyeti de Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’nu tehdit etmesiyle sona erdi. Yani Erdoğan için artık hem içeride, hem de dışarıda iktidarını sürdürmesi için kapılar kapalı… Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık sistemini getirmeseydi x partiyle koalisyon yaparak çok rahat Başbakanlık yapabilecek etkide bir liderdi. %50 + 1 Erdoğan’ın kendi başına açtığı bir çukur oldu desek yeridir.

Özetle Türkiye için en sağlıklı karar demokratik bir erken seçimle kurulacak hükümetin bir uzlaşma hükümeti olarak Türkiye’yi yeniden güçlü bir parlamenter sistemle ilerlemekten geçiyor. Bunu Türkiye’nin tüm kesimlerinin ortak bir akılla demokrasiyi özümseyerek gerçekleştirmesi şart.  Evrensel değerleri ülkemizde yaşatamadığımız ölçüde daha çok acılar çekeceğiz gibi gözüküyor.

Ben daha bu yazıyı tamamlamadan Cumhurbaşkanı Erdoğan Bülent Arınç’ın ifadelerini “fitnelik” olarak değerlendirdi… Bununda sonuçlarını ve analizlerini bir sonraki yazımda aktaracağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir