BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

Liberal medyada “hakikat” odaklı gazeteciliğe yönelik bir yaklaşım olarak güçlendirilmesi gereken olgular

7 dakika okuma süresi

Fotoğraf: Medium.com

Haberde ve haber üretiminde liberal yaklaşımın sahip olması gereken unsurları, evrensel basın etik değerleri ile paralel bir noktada kesiştirmek gerekiyor. liberal yaklaşımın gazetecilikte sahip olduğu önemi “özgürlük” bağlamında ele alırken ortaya ifade özgürlüğünden kaynaklanan dezenformasyon sorunu çıkıyor. Bu bağlamda liberal medyada ortaya çıkan “dezenformasyon” olgusuna çözüm önerisi olarak yine medyanın dönüşümünde kendi içerisinden çıkardığı “haberde doğruluğun kontrolü” olarak niteleyeceğimiz “fact checking” gibi metotların yanında, kamunun da “medya okuryazarlığı” kapsamında toplumu en temelde bilinçlendirecek çalışmaların yapılması gerekiyor.

Liberal yaklaşımda medyanın rolü,  yasama, yürütme ve yargı erkleri kadar etkendir. Sivil toplumu da dahil ederek yaptığı işbirliği sonucunda, kamuoyu oluşturma gibi fonksiyonel özelliklere sahip olan medya, iktidarın aldığı kararların yanında veya karşısında kamuoyunu harekete geçirebilir. Bu hareketin çıkışında en önemli etken halktan gelen dip dalga olmuştur. Bir başka deyişle medya halkın önemli bir kısmının beklentileri ve talepleriyle eş güdümlü hareket eder. Kamuoyu oluşturma sürecinde medyanın evrensel etik ilkeler doğrultusunda hareket ettiği ölçüde ve kamuoyu yararına olacak şekilde iktidarın yanında veya karşı hareket etmesi, demokrasinin ve liberalizmin araçlarındandır.

Hem iktidar üzerinde denetimin, hem de halkı sadece objektif bir biçimde değil, hakikatten taraf olarak da bilinçlendirmesi, liberalizm içerisinde medyanın üstlendiği rol olmalıdır. Liberal yaklaşımın basın anlayışı içerisinde haber/basın gerçeğin tanığıdır ve olgulara dayanır. Bu olguların aktarım şeklide nesnel olmalıdır. Haber üretim sürecinde muhabir veya gazeteci tarafsız olmalıdır. Fakat günümüz liberal demokrasilerinde gazeteci hakikatten yana olabilir ve şayet bir kişi ifadelerinde teyit edilmesi gereken açıklamalar yapıyorsa gazeteci veya muhabir müdahale edebilmelidir. “Bunları söyledi, bende aynen yazdım” düşüncesi her zaman doğru olmaz zira dezenformasyona basın etiği açısından engel olunmalıdır.   

Liberal sistem içerisinde medya basının evrensel etik değerlerinin dışında hareket edebilir. Burada “objektiflik” ilkesi yanında birde hakkaniyetten taraf olmakta önemli bir ölçüttür. Bu yönden objektiflik ve hak odaklı gazetecilikten uzaklaşabilir. Bunun nedenlerinin ilk ayağı medya ve sermaye ilişkisidir. Bu yönden medya sermayeye yönelik “hak odaklı” yaklaşımını “çıkarlar” üzerine inşa edebilmektedir. Birçok sektörlerde hareket eden bir holdingin aynı zamanda bir medya kuruluşuna sahip olması, en basit örnekle kamudan ihale alım süreçlerinde şayet medya grubu iktidarı eleştiren bir tutum içerisinde yer alıyorsa, bu durum o şirkete yönelik iktidar tarafından hedef gösterme sonucunu doğurabilir.

Yine bir medya grubu ifade özgürlüğü kapsamında kamuoyu algısına değiştirmeye yönelikte çalışabilir. Özellikle ABD’de FOX News ve CNN örneğinde ya da Türkiye’de farklı siyasi partilerin güdümünde olan haber kanallarında bunun yansımalarını görüyoruz. Elbette burada Türkiye’yi liberal bir ülke olarak tanımlamak mümkün değil ancak burada sermaye, iktidar ve medya ilişkisinde örnek vermemiz yanlış olmaz.

Esasen liberal ülkelerde medyada en büyük sorun teşkil eden konu ana akımda ve en çok da sosyal medyada olmak üzere “Dezenformasyon” olmuştur. Bu hususta hem devletten hem de medya içerisinde çözüm sunan yaklaşımlarda yine görülmektedir. Burada öne çıkan mekanizmalar kamu yönünden “medya okuryazarlığı” üzerine en başlangıç seviyesinden verilecek eğitim çözüm olarak öne çıkarken, medyanın kendi içerisinde çözüm olarak yaklaşımı “fact checking” olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde yeni iletişim teknolojilerinin gelişimiyle habercilik pratiklerinde birçok dönüşüm yaşanmakla birlikte, kamuoyuna sunulan haberlerin doğruluğu ve güvenilirliği güncel bir sorun olarak önemini korumaktadır.

İster “sahte haber” ister “dezenformasyon” olarak adlandırılsın, yanlış ve manipülatif haberlerin sosyal medya üzerinden dolaşıma girerek geniş kitlelere ulaşmasının toplumsal anlamda olumsuz etkileri olmaktadır. McIntyre’a göre, hakikat-ötesi olarak adlandırılan çağda araştırmaya ve olgulara dayanan gazetecilik yerini kişisel inanış ve kanaatlerin ağır bastığı bir medya ortamına bırakmıştır. “Sahte haber” kavramı birçok tartışmaya konu olmakla birlikte genellikle, geniş çapta dezenformasyon ve yanıltıcı haberlerin medyada ve çevrimiçinde yayılması olarak tanımlanmaktadır (Sonderman, 2012; Allcott ve Gentzkow, 2017) . Fakat sosyal medya bugün, dezenformasyon boyutu ile doğru haber alma hakkına zarar verici bir rol oynayabilmektedir. Çünkü doğru olmayan kasıtlı birçok içerik, sosyal medya üzerinden kitlere hızla yayılabilmekte; enformasyon yoğunluğu ve kirliliği kullanıcının doğru haber alma hakkına ket vurabilmektedir. Sosyal medyanın günümüzde “son dakika haberciliğine” dönüştüğü iddia edilmektedir (Algül ve Sütcü, 2015, 31-32). Algül ve Sütcü’nün çalışmasına göre (2015) sosyal medya, konvansiyonel habercilikte haber ajanslarının gördüğü görevi görmekte, adeta kullanıcının ajansı olmaktadır.

Bu sorunlar esas itibariyle ana akımda da görülmektedir fakat burada sabit değişken yine dezenformasyon olurken bunun türü değişebilmektedir. Örnek verecek olursak liberal medyanın nirvanası diyebileceğimiz ABD’de seçim sürecinde mevcut başkan ve başkan adayı olan  Donald Trump’ın ana akım medyada ve sosyal medyada kamuoyunu yanıltabilecek ifadeleri kısıtlanmış ve hatta muhabirler tarafından sık sık sözü kesilerek düzeltmeler yapılmıştır. Medyanın liberal eksende özgür olmasının getirdiği sorunların merkezinde ifade özgürlüğüyle doğan dezenformasyona karşı, medya kendi içerisinden önleyici mekanizmaları 2010’lu yıllardan sonra ortaya koyabilmiştir.

Haber üretim aşamasında sağlanan ifade özgürlüğüne ön koşul burada teyit edilmiş bilgi olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye’de buna istisna taşımıyor. Daha spesifik bir örnek vermek gerekirse yakın dönemde ortaya çıkan Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ Savaşı’nda Ermenistan’ın PKK’lıları milis güç olarak savaştırdığı ana akım medyada yer alan fotoğraflarla iddia edilmiş, fakat teyit.org’un yaptığı araştırmada kanıt olarak sunulan fotoğrafın 2019 yılında Suriye’nin Rojava bölgesinde çekilmiş olduğunu saptadı. Kamuoyunu yanıltıcı etkide bulunan bu tarz dezenformasyonlara karşı Teyit Türkiye’de etken çalışan kurumlardan.

Sadece haber bazında değil hakikat konusu da dezenformasyonda önemli bir etkendir. Özellikle siyasilerin açıklamaları ve bunların sorgulanmadan olduğu gibi haber yapılması durumu liberal medyada yavaş yavaş değişiyor. Örnek vermek gerekirse bir gazetecinin bir devlet başkanı ile gerçekleştirdiği görüşmede devlet başkanı bir konuda eksik ya da yanlış bilgi veriyorsa bunun gazeteci tarafından teyit edilip kamuoyuna o şekilde haber olarak verilmesidir. “Bakın devlet başkanı böyle dedi fakat doğrusu budur” yaklaşımı liberal medyada yavaş yavaş ortaya çıkan bir tür olmuştur. Türkiye’de ne yazık ki böyle bir yaklaşım ana akımda görülmezken Doğruluk Payı gibi fact checking platformlarında bu husus işlenmektedir. Örnek verecek olursak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın: “Büyüme oranına bakıyorsun şu anda dünyada en iyi noktada olan ülkeyiz, IMF’nin, OECD’nin ölçeklerine bakıyorsun en iyi konumda olan ülkeyiz” Sözlerini teyit eden Doğruluk Payı bunun yanlış bir bilgi olduğunu ortaya koymuş ve doğru bilgiyi kamuoyuna paylaşmıştır.  

Liberal medyada dönüşümün keskin örnekleri olarak dezenformasyona karşı mücadelenin temelinde kamuoyunun doğru bilgi ve habere ulaşma hakkından ortaya çıktığından hareket edebiliriz. Haber üretim süreçlerinde gazeteciler olay ve olgu haberleri objektif ve tarafsız bir şekilde aktarırken hakikat odaklı gazeteciliğe yönelmektedir. Yapılması gereken bir başka husus liberalizmi içselleştirmiş toplumlar için dezenformasyona karşı mücadelede kamunun, yani devletin stratejik adımlar atması olabilir. Bunu sosyal medya yönüyle şirketlerle dezenformasyon konusunda işbirliği gerçekleştirerek başlatan ülkeler olurken, yine medya okuryazarlığı dersini temelden bireylere vererek, hangi bilginin ya da haberin doğruluğuna ilişkin bir perspektif katmaktadırlar.

Sonuç olarak bireysel özgürlüklerin ve sosyal politikaların eş güdümlü olarak güçlü olduğu liberal toplumlarda medyada bu eksende teknolojik gelişmelerle paralel gelişiyor, dönüşüyor. Liberal medyada dezenformasyon sorunu yine medyanın kamuyla işbirliği geliştirerek gerçekleştireceği çözümlerin öneminin altını bir kez daha vurgulamak istiyorum. bu makalede, haber üretim süreçlerinde “hak odaklı” gazeteciliğin altı çizilmiştir.

Sosyal medyada artan dezenformasyon karşısında liberal ilkeleri içselleştirmiş toplumlar ve ülkelerde ana akım medyanın “hak odaklı” gazetecilikte dijital çözümlere açık, kamuyla işbirliği ihtiyacı daha da keskin bir şekilde bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir