BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

NİKOLA TESLA ANNESİNE YAZDIĞI SON VEDA MEKTUBUNDA TÜRKLERDEN DE SÖZ EDİYOR

6 dakika okuma süresi

*Bu içerik Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı gönüllüsü Medina Velija tarafından hazırlanmıştır.

Dünya tarihi açısından kendi zamanının çok ötesinde bir bilim insanı olan Nikola Tesla, günümüzde Thomas Edison’la birlikte  “elektrik” ile özdeşen bir isim.  Elon Musk’ın Edison ve Churchill’e birlikte “kahraman” şeklinde nitelendirdiği üç isimden biri olan Nikola Tesla,  Endüksiyon motoru ve alternatif akımın mucidi olarak Tesla Motors’un ilham aldığı bir bilim insanıydı. Şirket “Tesla’nın vizyonu ve parlaklığı olmasaydı, arabamız mümkün olamazdı” diyor.

 Dünyanın en büyük bilim insanlarından biri olarak kabul edilen Nikola Tesla, Edison’la girdiği rekabetten, insanlığa olan katkılarının yanında popüler kültürde de adını sıklıkla duymaya başladığımız bir isim olarak bu sefer karşımıza çok farklı çıkıyor.

Annesine yazdığı veda mektubunu, annesinin hiçbir zaman okuma fırsatı olamamış olmasının hüznünü ve pişmanlığını hissedeceğiniz, onun duygusal yönüne tanık olacağınız bu mektupta, Nikola Tesla’nın hayatının bu döneminde neler yaşadığına ve hissettiğine birlikte tanık olalım.

Nikola Tesla ve Annesi Đuka Tesla

18. Kasım, Çarşamba.

Sevgili annem, seni düşündüğümde kendimi üzgün ve kasvetli hissediyorum. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama iyi olmadığını hissediyorum. Keşke şimdi yanında olsaydım Anne ve sana su verebilseydim.

 İnsanlığın hizmetinde geçirdiğim tüm bu yıllar, bana hakaret ve küçük düşürülmekten bir şey getirmedi. Bu sabah erken kalktım, şafaktan hemen önce… Çünkü odamda rüyalarımla karışmış uzun zamandır duyduğum bir şeyi tekrar duydum. Bazı mağrib dillerinde güzel duaları söylenen birtakım sesleri (ağıtları) duydum. Bu sabah uykumu kaçırdığımda seslerin her yerden geldiğini ve dışarıdan mı yoksa içeriden mi geldiğini tespit edemediğimi anladım. Aklımı kaybetmekten korkuyorum. Bu konuyu Dr. Layon’la konuşamam çünkü artık ona güvenmiyorum. İki hafta önce Bay Edison’u ziyaret ettiğini duydum.

19 Kasım, Perşembe.

Yine aklımda sensin Anne ve yine bedenimde  aynı huzursuzluğu ve kederi hissediyorum. Bugün açık deneyimimi bir hafta erken ertelemeleri için patent ofisine yazdım. Çünkü ben evime, vatanıma, sana dönmeliyim. Artık iyi olmadığımı kesin olarak biliyorum çünkü bir kez daha bu sesi, bu ağlayan sesi duydum ama bu sefer tamamen uyanıktım. Hala aklımı kaçırmadım.

20 Kasım, Cuma.

Patent ofisine yazmadım, makbuzları getirmek için onların temsilcisi geldi ve ona planlarımı anlattım. Üzgün olduğunu söyledi, ancak yaklaşık 20 federal eyaletin kongre üyeleri zamanlarını zar zor uzlaştırdığı için deney saatleri değiştirilmeyeceklerini söyledi. Şelale’ye gittim ve çocuklara türbinleri çevirip yarınki aramamı beklemelerini söyledim. İnsanoğluna, Avrupa’ya, Anneciğim sana, hak ettiğin armağanı vermeye karar verdim. Buradaki hükümetler, bizimkilerle aynı. En sonunda anladım ki insanlığın hükümetlere bağlı olduğunu ve bireyin dünyayı kendi kendine değiştiremeyeceğini.

Ama bu garip ses beni endişelendiriyor. Bir anlamı olduğunu ve seninle, deneyimimle, doğaüstü bir şey ile ilgili olduğunu biliyorum.

21 Kasım, Cumartesi.

Yarın Yugoslavya’ya dönüyorum Anne. Bayan Nora, Lizbon’a kadar biletlerimi ayarlamak için liman kaptanlığına gitti. Tren ile Zürih’e kadar gidip, sonra direk eve geliyorum. En fazla on gün veya iki hafta süreceğini düşünüyorum. 

Bugün Kongre Binası’na girdim ve Senatör’ün toplantısında birkaç dakika söz istedim. Pek hoşlanmadılar bu durumdan ama izin verdiler. Bir telefon ve beni Niagara Şelalesi’ndeki bir laboratuvara bağlanmalarını istedim. Çocuklar benim istifime göre türbinleri devreye soktu ve Kongre Salonu normalden on kat daha güçlü, tam olarak duyurduğum gibi benim elektriğimle aydınlandı. Tepkileriyle hiç ilgilenmedim. Dışarı çıktım çünkü bunu onlar için yapmıyordum. Sadece lambaya bakıp türbinlerden kablosuz “akımımın” gelmesini beklediğim anda tüm bunların yaratıcısı olmadığımı hissettim. Birinin ya da bir şeyin onu Niagara’dan kongre salonuna taşıdığını hissettim ve bu yasada “benim” zannettiğim keşif aslında her zaman var olan bir şey olduğunu ve sadece bunu çerçevelemek ve insanlığa açıklamak için ilham verilen kişi benim olduğunu anladım. Mutluluk ve zafer yerine bir boşluk hissettim. Hayatımda büyük bir şeyin eksik kaldığını anladım. Sanki gözümün önünde bir şeyi eksik bıraktığımı, anlayamadığımı hissettim. Bir formülü çözmek üzere çok yakındım ancak çözemedim ya da çözmek istemedim. Bu, mağrib dillerinde olan bir ağıtla alakası olduğunun artık eminim.

22 Kasım, Pazar.

Bu mektup sana asla ulaşmayacak anne. Hiçbir zaman okuyamayacağını bildiğim halde neden sana  yazdığımı bilmiyorum. Huzur içinde yatasın Anne ve lütfen beni, senden uzağa götüren yolları seçtiğim için affet. Cenazen için bile orada olamadım. Bana ölümünü bildiren telgrafı okuyorum ve iki yıl önce elektriği kablo olmadan aktarılabileceğini anlamaya hazır olmayan insanlara umutsuzluk duyuyorum. Şimdi, burada, mümkün olduğunu gördüler ancak yüzyıllardır nasıl kullanacaklarını bilmeyecekler çünkü biri şehir Merkezindeki laboratuvarımı tüm yazılar ve tasarımlarımla beraber yaktı. Bay Edison’dan şüphelendiklerini söylediler. O kadar kayıtsızım, kendimi tanıyamıyorum. Sadece Bir’isinin her şeyi kontrol altında tuttuğunu ve “benim” keşfimin insanlık için çok erken olduğunu düşünüyorum. Ve aslında, hiç de “benim” keşfim değil. Her şeyi kontrol eden ve bir planı olan Bir’i olduğunu biliyorum, belki de o yüzden bu kadar kayıtsızım. Lizbon’a giden gemim  saat 11’de kalkıyor. Arabam dışarıda bekliyor. Milanovac’taki köy mezarlığımıza geldiğimde, bu mektubu senin mezarına koyacağım. Asla inanmadığım bir şeye inanmaya başladım. Orada bir yerde senin hala var olduğunu ve hayatının sonuna kadar ermediğini. Şimdi, Türklerden uzak durduğum için üzgünüm çünkü onlar, şafaktan önceki duyduğum sesleri(satırları) söylüyorlardı. Şimdi fark etmeye başladığım şeyleri, onların daha iyi bildiğini hissediyorum.

Bilimde geçirilen o yıllar boşuna. Eğer yapabilirsen, lütfen anne, orada benim için dua et, o mağrib dillerindeki ağıt(sesler, satırlarla) ile zavallı, cahil oğlunun kayıp ruhu için dualar et…

Nikola Tesla’nın annesine yazdığı mektuplar.
Çeviri: Medina Velija
Mektubun kaynağı için linke tıklayın.

Tesla mektupta annesine sığınıyor ve o dönemde yaşadığı hem başarısını hem hayal kırıklığını anlatıyor

Nikola Tesla

Tesla mektubu yazarken annesinin ölüm haberiyle karşı karşıya geliyor ve cenazesine gidemeyeceği için ondan uzun yıllar boyunca yabancı bir ülkede uzak kaldığı için üzgünlüğünü dile getiriyor. Ancak mektubu yazmaya devam ediyor, vatana, evine ve annesine olan hasretini o şekilde de belki gidermeye çalışıyor. O dönemde rüyalarıyla karışmış ona tanıdık olmayan, değişik, Türklerin de anladığı bir dilde sesleri, ağıtları duyuyor. Bunların da doğaüstü ve hayatıyla bir şekilde bağlantılı olduğunu hissediyor. Kablosuz elektriğin nasıl çalıştığını anlayan ilk bilim insanı, bu başarıya rağmen aslında duyduğu bu değişik sesleri çözmekle asıl başarıya ulaşacağını düşünüyor… Bütün yaptığı çalışmalarıyla, tasarımlarla ve kağıtlarla beraber laboratuvarı yakılan Tesla, aslında bazı insanların ve hükümetlerin her ülkede aynı ve sadece kendini düşündükleri için, onun bu büyük icadını insanoğluna vermenin daha zamanının gelmediğini düşünüyor. Hayat boyunca bilim için çalışan Tesla, aslında bunun hakaretten ve hayal kırıklığından başka bir şey getirmediğini anlıyor.

O dönemde rüyalarıyla karışmış ona tanıdık olmayan, değişik, Türklerin de anladığı ve bildiği bir dilde sesleri, ağıtları duyuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir