BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

ABD’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve Amerikan siyasetine yansımaları

9 dakika okuma süresi

Fotoğraf: Los Angelas Times

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, dünyanın küresel sorunları içerisinde belirginleşen, liberal toplumlarda çevre, iklim değişikliği, gelir dağılımındaki adaletsizlik, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi konularda olduğu gibi tartışılmaktadır. Siyaset hiç kuşkusuz bu tartışmaların yürütüldüğü ve çözüm arandığı en işlevsel alandır. Politika toplumsal sorunların tartışıldığı ve bir uzlaşmanın sağlandığı mekanizma olarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı farklı bakış açısından insanları bir araya getirir.

Liberal demokrasilerin lider ülkesi olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tarihsel gelişiminin merkezinde olan bir ülke olarak tarihsel süreç içerisinde hem kendine, hem de dünyaya bu konuda bir rota çizmiştir. Ancak ABD, son yıllarda bu bahsettiğimiz küresel sorunlara karşı ikiye bölünmüş, kutuplaşmanın olduğu bir ülke olarak karşımıza çıkıyor. 2020 Amerikan Başkanlık Seçimleri de bu konuların tartışıldığı bir alandı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı farklı bakış açıları olan iki başka adayı; Donald Trump ve Joe Biden Amerikan halkına vaatlerini sunarak bir kampanya süreci yönettiler. Seçim Biden’ın zaferiyle sonuçlansa dahi bu kampanya Amerikan kamuoyuna ve dünyaya işte bu küresel konulara karşı bir bakış açısı sunma konusunda etken oldu. Her iki başkan adayının toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bakışı iki keskin kutup olarak karşımıza çıkarken, liderlerin seçmenlere yönelik bu konuda yaklaşımları seçim sürecinde ortaya bir sonuç çıkardı. O da toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı evrensel olarak belirlenen ilkelere karşı toplumlar geçmişe göre daha ılımlı olsa da önyargılara sahip.

İlk olarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı evrensel değerler nasıl oluşmuş onunla başlayalım.

BM evrensel değerleri oluşturan en önemli kurum ve uluslararası örgüttür. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (BMİHK), toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı şu temel ilkeyi ortaya koyar:

“Bütün insanlar onur ve haklar bakımından özgür ve eşit doğar.”

BMİHK bir başka ifadeyle meselenin özünü şu şekilde açıklar:“Lezbiyen, gey, biseksüel ve trans (LGBT) kişilere diğer herkesle aynı hakların sağlanması ne radikal ne de karmaşık bir meseledir. Bu, uluslararası insan hakları hukukunun esasını oluşturan iki temel ilkeye dayanmaktadır: eşitlik ve ayrımcılık yasağı. BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin giriş sözcükleri de bunu açıkça ortaya koymaktadır.”

Ancak ne var ki bu temel insan hakkı olan husus, ülkelerin kendi hukuk sistemi içerisinde değerlendirilir ve BMİHK bu konuda önleyici olamaz, fakat örgüt dünyada toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerine STK’larla uluslararası alanda işbirliği yapar ve insan hakları ihlali olarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğini takip eder ve raporlar yayınlar.

BM İnsani Gelişme Endeksi’ne (2019) göre ABD 15. sıradır. Bu gelişmişlik üzerine en geniş tanımlı ölçümdür. Ancak ABD, Dünya Ekonomik Formu (DEF) Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde (2019) ise 53. sıradadır. Bu endekste ekonomi, sağlık, eğitim ve politikadaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortalaması alınmıştır.

Ekonomik gelişmişlik düzeyinin yüksek olduğu ABD, Hukukun Üstünlüğü Endeksi Raporu’nda 20. sırada ve the Economist’in demokrasi Endeksi‘ne göre kusurlu olarak 25. sırada yer alıyor.

ABD’nin en simgesel anıtı: Özgürlük Heykeli

ABD’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı iki kutup bulunmaktadır. Bir tarafta daha geleneksel ve muhafazakar politikalar izleyen Cumhuriyetçiler, diğer tarafta ise evrensel ilkeleri temel insan hakkı olarak gören Demokratlar bulunmaktadır. LGBTİ + bireylere karşı Amerikan siyasetinin ve özellikle Biden ve Trump’ın yaklaşımlarını inceleyelim.

ABD’de eş cinsel evliliklerin yasalaşması

ABD’de eşcinsel evlilikler eyaletten, eyalete değişkenlik gösterse de 2015 yılında Yüksek Mahkeme eşcinsel evliliğin hukuki bir hak olduğuna hükmetti. Böylece bazı eyaletlerde geçerli olan eşcinsel evlilik, tüm ülkede yasalaşmış oldu. Hilary Clinton evliliğin eşitliği yönünde verilen bu kararı “tarihi bir zafer” olarak tanımladı.

Beyaz Saray ise “Aşk kazanır” etiketiyle paylaşımda bulundu ve gökkuşağı renklerine boyalı bir fotoğraf paylaştı. Bu emsal karar ABD’nin Demokrat olan 44. Başkanı Obama döneminde yasalaştı ve Biden o dönem Obama’nın Başkan Yardımcısı’ydı.

White House LGBTI + renklerinde

Hristiyan muhafazakalar o dönem bu kararı kınarken, Cumhuriyetçi Mike Huckabee “Yargısal tiranı reddediyoruz ve ona boyun eğmeyeceğiz, geri adım atmayacağız” demişti.

Ayrıca Trump eşcinsel evliliklere karşı geleneksel evlilikleri desteklediğini söylerek 2016 Başkanlık Seçimleri’nde bunu savunmuştu.

Trump’ın röportajı

ABD’nin 45. Başkanı Trump LGBTİ + bireylere karşı çelişen politikalar izledi

Başkan Trump döneminde toplumsal cinsiyet eşitsizliği yönünden inişli, çıkışlı bir dönem oldu. Bir siyasetçi olarak Donald Trump Cumhuriyetçi Başkan olarak döneminde kendisiyle LGBTİ+ bireylere karşı çelişen politikalar izlemiştir.

Başkan Trump White House’da LGBTİ+ Bayrağını açarken “LGBT for TRUMP” yazısı dikkat çekici

LGBTİ+ bireylerin iş hukukunu koruyan yasa Trump döneminde gerçekleşti

ABD Anayasa Mahkemesi, Haziran 2020’de işyerinde ayrımcılığı yasaklayan federal kanunun eşcinsel ve trans bireyleri de koruduğu hükmüne vardı. Yani mahkeme işverenlerin, çalışanlarını eşcinsel ya da trans birey oldukları gerekçesiyle işten çıkartmasının ülkenin Medeni Haklar Yasası’nı ihlal ettiği hükmüne varmış oldu.

2017 yılında Başkan Trump tarafından atanan Yargıç Gorsuch karar metninde ‘‘Bir bireyi eşcinsel ya da trans birey olduğu için kovan işveren, bu kişiyi başka bir cinsiyetteki bireyde sorgulamayacağı eylem ya da özelliklerinden dolayı kovmuş oluyor. Cinsiyet bu kararda tartışılmaz rol oynuyor. Bu da 7. Madde’nin tam olarak yasakladığı şey’’ ifadelerini kullandı.

Başkan Donald Trump da Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararın çok güçlü olduğunu söyledi. Trump, kararı kabulleneceğini söylese de aynı yıl tartışılan birçok karar alarak LGBTİ toplumundan tepki almıştı.

Trump yönetimi trans bireyleri sağlık sigortası şirketlerinin, doktorların ve hastanelerin ayrımcılığına karşı koruyan kararı kaldıracak bir düzenlemeye imza atarken yine bazı işyerlerinin dini nedenlerle eşcinsel evliliğe karşı oldukları gerekçesiyle eşcinsellere hizmet vermeyi reddetme haklarını, trans bireylerin orduya girmesinin yasaklanmasını da desteklemişti. Yönetim ayrıca, devlet okullarında trans bireylerin benimsedikleri cinsel kimlikle uyumlu tuvaleti kullanmaları haklarını da kaldırmıştı.

ABD’nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden LGBTİ bireylere karşı nasıl bir politika izleyecek?

3 Kasım’da yapılan seçimlerde başkan seçilen Biden, LGBTİ + bireylerden destek almıştı. Özellikle Trump Yönetimi’nin LGBTİ + bireylere karşı izlediği politikalar ciddi protesto ve gösterilerle sonuçlanmıştı. Demokrat olan Biden, Başkan Yardımcısı olarak Harris’i seçerek toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı ilk kez bir kadın başkan yardımcısı seçerek büyük bir adım atmıştı. Biden’ın başkanlık döneminde LGBTİ + seçmenlere yönelik vaatleri ve başkan yardımcısı olduğu döneme bakacak olursak 5 temel meselede çalışacağı analiz ediliyor.

Joe Biden ve Kamala Harris

Eşitlik Yasasını Destekliyor

Joe Biden, LGBTİ + kişilere ayrımcılığa karşı tutarlı ve açık bir koruma sağlamak için 1964 tarihli Sivil Haklar Yasasını ve diğer federal yasaları değiştirirmesi ve Eşitlik Yasası’nın geçiş için çalışması bekleniliyor. Öğrenciler ve eğitimciler, bugünün sorunlu yasalarının LGBTİ + insanları günlük yaşamlarında ayrımcılığa karşı savunmasız bıraktığını ve ikinci sınıf vatandaş oldukları mesajını verdiğini açıkça ortaya koyduğunu düşünüyor. Yasa Meclisi çoktan geçti ancak Senato’da düzenlendi. Biden, bunu “yapılmasını istediğim ilk şey olacağını” belirtmişti.

Ayrımcılıkla mücadele edecek

Trump yönetimi, trans bireylerin haklarını sınıfta ve hastane de kaldırırken, Gurur Ayının ortasında trans hastalara sağlık uzmanlarının ayrımcılığına karşı korumaları kaldırmıştı. Biden kampanyasında ayrımcılıkla mücadele gündemini ön plana çıkardı, Başkan olarak, ben transseksüel kadın ve transseksüel kadınlara yönelik şiddetle salgında olduğu gibi mücadele olacak” demişti. Ayrıca, nefret suçu raporlama komisyonu için ulusal bir veri tabanı oluşturmayı ve mağdurlara yardım desteğine öncelik vermeyi vaat ediyor. Biden, görevdeyken transseksüel öğrencilerin cinsiyet kimliklerine göre spor, banyo ve soyunma odalarına erişimini yeniden sağlayacak.
Biden ayrıca Trump Yönetimini “dini özgürlükleri, ayrımcılığa izin vermek için bir bahane olarak” kullandığı için eleştirmişti.

Nefret suçlarıyla mücadele edecek

Biden, LGBTİ + topluluğuna karşı nefret suçlarıyla mücadele etmek için nefret suçlarının Adalet Bakanlığı tarafından kovuşturulmasına öncelik verdi. “LGBTİ+ bireyleri hedef alan nefret suçlarının sayısı arttıkça, silahları tehlikeli ellerden uzak tutmak ve LGBTİ + insanları güvende tutmak için önlemler almalıyız” diyor.
Obama-Biden yönetimi sırasında, ulusun nefret suçları yasasını cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya engelliliğe dayalı suçları içerecek şekilde genişleten yasanın geçmesine de yardımcı oldu. 

Güvenli Okulları Geliştirme Yasasını destekliyor

Biden , önerilen zorbalıkla mücadele yasasını veya benzer yasayı ” devlet ilk ve ortaokullarındaki öğrencilere yönelik zorbalık ve taciz sorununu ele almak için ” destekleyeceğini söyledi . Federal olarak finanse edilen okulların cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği temelinde tacizi yasaklamasını gerektirecek şekilde Trump yönetiminin düzenlemelerinin tersine çevrilmesini sağlayacak . Ek olarak, Biden, öğrencilere entegrasyon desteği sağlamak için okullardaki psikolog, rehberlik danışmanı, hemşire, sosyal hizmet uzmanı ve diğer sağlık profesyonellerinin sayısının iki katına çıkarılmasını önerdi.

LGBTİ + eğitimcilerini destekleyecek

Obama-Biden yönetimi sırasında, federal LGBTQ çalışanlarına veya federal yükleniciler için çalışanlara karşı ayrımcılığı yasaklayan bir yürütme emri imzalandı. Eşitlik Yasasının geçmesine yardımcı olarak Biden, LGBTİ + bireylerin istihdam, barınma, kredi, eğitim, kamusal alanlar ve hizmetler, federal olarak finanse edilen programlar ve jüri hizmeti açısından ayrımcılığa maruz kalmamalarını sağlamayı hedefliyor.

Dünyanın küresel sorunların çözümünde ABD’nin liderliğine ihtiyacı artıyor

ABD’nin bireysel özgürlükler konusunda sahip olduğu o kurulu müesses nizamı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı en büyük güç. Demokratlar, Cumhuriyetçiler hatta Katoliklerin ruhani lideri Papa dahil, Orta Çağ’ın hala devam eden izlerine karşı dönüşüm içerisinde ve bu dönüşüm sürecinde Obama döneminde başlayan ve genişletilen sivil hakların Biden döneminde de sürmesi, korunması bekleniliyor. Dünyanın en başında tanımladığımız küresel sorunların çözümünde ABD’nin liderliğine ihtiyacının daha fazla arttığı bir dönem de 78 yaşında ABD tarihinin en yaşlı başkanı seçilen Joe Biden’a çok büyük sorumluluk ve görev düşüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir