BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

Mecburi istikamet demokrasi

2 dakika okuma süresi

Ülke içerisindeki huzurun ve demokrasinin amacı, özellikle Batılı demokratik ülkelerde halkın refahının ve yaşam standardının artması içindir.

The Economist’te göre Türkiye yarı otoriter ülke olarak sınıflandırılıyor.


Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi içinde bir toplumda öncelikle demokratik değerlerle yetişmiş liyakatli bir nesle ihtiyaç vardır. Bu kişiler, halkın sessiz çığlıklarını görebilen kişilerden oluşmalıdır ve bu zorba yönetimlere ve otoriter rejimlere karşı boyun eğdirilmeye çalışılanların (ezilen halkın) sesini duyabilen ve anlayabilen ekipler ile halkın içerisinde sahada onlarla sürekli temas halinde olunmalıdır. Bu aşamadan sonra bunun için atılan her adım ülkenin salahiyeti için gerekli ve elzemdir.


Tam bağımsızlık kavramı gerçekçi bir yaklaşım değildir fakat bir ulusun başka bir ulusa bağımlı olmaması için stratejiler izlemesi ve kriz anlarında bu stratejiye paralel bir aklın devreye girmesi gerekmektedir. Mesela enerji, iklim, göç gibi stratejik konularda alınacak tedbirler gelecekte olası tüm tehditlere karşı yapıcı bir şekilde planlanmalıdır.


Bu şekilde bakıldığın da sorulacak soru şu şekilde olmalı: Türk toplumu ne kadar stratejik akılla yönetiliyor?


Yaşamı her geçen gün zorlaştıran vergiler, zamlar (üç haneli sayılara çıkan enflasyon) ve bu süreci ekstra Türk halkı için zorlaştıran sığınmacılarda düşünüldüğünde, toplumsal olarak girilen çaresizlik psikolojisi içerisinde yaşanılan savrulmuşluk Türk halkı açısından ne kadar sürdürülebilir?


Türk halkı, ülke içerisinde ekonomik açıdan ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir ortamda sesini çıkarmak bir tarafa haklarını savunamaz bir duruma getirilmişken, halkın bu durumdan kendini kurtarmak istemesine paralel bir demokratik ortamda maalesef olmadığı için ezilen ve ezildiğini dile getiremeyen, sessiz kalması için baskı altına alınan, zorba bir yönetime boyun eğmekten başka çaresi olmayan bir millet için bu durum ne kadar sürdürülebilirdir?

Konuya bu şekilde bakıldığı zaman, halk, kazanılmış haklarının kaybına sessiz kalmaya devam ettirilmesi nedeniyle “demokratik haklarının inşası için gerekli adımları atmak” adına bir şeyler yapılması zaruri bir noktaya evirilecektir. Bu farkındalık ve bilinç ise toplumların demokratikleşme tarihi ile ilişkili bir konu olup, Türk halkı açısından sürecinde böyle okunmasında fayda bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir