BRANDDAY

Tarafsız, yorum-haber ve analiz.

Kıymet Bilmediğimiz Bir Cennet

5 dakika okuma süresi

CAN PULAK
Cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz. Gibisi bile fazla, doğal
güzellikleriyle, iklimiyle, havasıyla, suyuyla cennetin adresidir
Türkiye…
Öyle ama cenneti cehenneme çevirmekte de üstümüze
yok. Allah’ın verdiği bu muhteşem güzelliklere, bu harika
değerlere ve imkanlara zarar vermek için ne mümkünse
yapıyoruz. Ormanlarımızı kesiyoruz, tarım alanlarımızı betona
çeviriyoruz, topraklarımızı kimyevi ilaçlarla zehirliyoruz.
Denizlerimizi, göllerimizi, nehirlerimizi, tüm akarsularımızı
kirletiyoruz. Maden çıkaracağız diye dağı taşı delik deşik
ediyoruz, yeşil örtümüzü kevgire benzetiyoruz. Duracak gibi
değil bu doğa katliamı, her geçen gün daha da artıyor, yasak
filan kimse de takmıyor artık.
Buna rağmen bazı bölgelerimiz direniyor vahşete. Örneğin
geçenlerde Sapanca’ya gittim. Burada tabiat öylesine
fışkırıyor, bitkiler öylesine coşuyor ki, yeşilin en güzel tonu
örtüyor çirkinlikleri. Sapanca’da da kaçak Göçek yapılar var.
Orası da plansız, programsız gelişmiş. Aklına esen, estiğini
yapmış kolayca. Aslında tümüyle koruma alanı ilan edilmesi
gereken bu muhteşem göl ve çevresi, dikkatli bir planlama
ve altyapı desteğiyle korunup gelişebilirdi ama, burada da
öyle olmamış işte. Özellikle dünya harikası sayılması
gereken Maşukiye ve Kartepe, daha özenle ele alınabilir,
kontrollü ve estetik yerleşim sağlanabilirdi.
İstanbul’a birbuçuk, Ankara’ya ise ikibuçuk saatlik bir
mesafede olan muhteşem Sapanca gölünü ve çevresini
anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. İddiayla söyleyebilirim
ki, yeşilin böyle bir tonunu her yerde görmek mümkün değil. O
nasıl bir yeşil öyle, öylesine etkiliyor ki insanı, huzura
uçuyorsunuz adeta. Dağlardan fışkıran, kopup gelen suların
yarattığı çağlayanların sesi ve görüntüsü, bir başka dünyaya

götürüyor kişiyi.Harika ormanların içindeki tesisler, lokanta
ve çay bahçeleri ruhunu dinlendiren,gönlünü eğlendiren,
gözünü kamaştıran insanlarla dolu.
45 kilometrekare yüzölçümü olan,16 kilometre uzunluğa
sahip ve en derin yeri 61 metreyi bulan Sapanca gölümüz,
zengin bir tatlısu gölü.Çevredeki il ve ilçeler içmesuyu
ihtiyacını buradan karşılıyorlar.Ama gölü besleyen bazı
derelerde de çöpten ve pislikten geçilmiyor.Göl çevresinde
arabayla bir tur atarsanız,önemli yerlerde bu üzücü
tablolarla karşılaşırsınız.Ancak köy ve kentlere giden içme
suyu arıtılarak veriliyor tabii.Gölde motorlu teknelere izin
yok,hiç değilse bu yasak etkili bir şekilde uygulanıyor.Kayık
ve su sporları serbest.Kentin iyi de bir kürek takımı var.
Peki göle girip yüzülebiliyor mu?İşte burada durun,öyle
matrak bir durumla karşılaşıyorsunuz ki,yüzmekten
vazgeçip kahkahayla gülmeyi tercih ediyorsunuz.Gölün
Sakarya tarafında yüzmek isterseniz yasak.Ama Kocaeli
tarafında yüzmeyi düşünürseniz serbest.Biri bunun mantıklı
izahını yapmalı.Yasaksa her yerin yasak olması,değilse her
yerde yüzülebilmesi lazım.Sapanca gölünde turna,yılan,
tatlısu levreği,çapak ve havuz balıkları var.İşletmelerin
çoğunda bunları tadabilirsiniz.Ancak kesenize
güvenebilirseniz…Sapanca’nın güzelliği kadar pahalılığı da
meşhur.Öyle fiyatlar istiyorlar ki otel ve lokantalarda,Ege ve
Akdeniz’dekiler daha ucuz kalır.
Tatile ve gölde keyifli birkaç güne iyi paranız yoksa
çıkmayı düşünmeyin.Önce hesabınızı kitabınızı yapın,sonra
bir miktar para biriktirip öyle çıkın yola.Yollar mükemmel ve
bakımlı,her yerden çok rahat bir yolculukla gelebilirsiniz
Sapanca’ya.Yol kenarlarındaki bol yıldızlı otellere bakıp,
fiyat sormadan gireyim demeyin,bazılarının fiyatları
İsviçre’deki göl manzaralı otellerden de yüksek.Bu yıldız
işini de bir kere daha gözden geçirmek lazım.Kapıya bol
keseden yıldız koymak kolay da,o yıldızın gerektirdiği

hizmetleri bulmak ve görmek mühim.Yıldızı layık olan
işletmeye vermekte daha özenli ve dikkatli davranmalıyız.
Kaldığım otelin adı bir tuhaf,insanın dili kolay dönmüyor.
Ülkemizde Türkçe isimlere hasret kaldık.Turizm sektöründe
olur böyle şeyler,işin gereği gibi bakmalı diyebiliriz ama,bu
kadar da yabancı hayranlığı fazla sanki.Sadece oteller değil,
dükkanlar ve lokantalar da aynı şeyi yapıyorlar.Sapanca’da
değil ama,ülkenin diğer bölgelerinde öyle yerler gördüm ki,
kendimi başka bir ülkede sandım.Her yerde Arapça levhalar,
Arapça tabelalar,Arapça ışıklı neonlar,ne oluyoruz yahu..?
Çok şükür Sapanca’da kaldığım otelin adı da,tabelası da
Arapça değildi ama,İspanyolca’mıydı yoksa İtalyancamıydı
tartışılır doğrusu.Otel beş yıldızlıydı,müşterisini
resepsiyondan başlayarak sürekli azarlayan,parasını peşin
almadan anahtarı teslim etmeyen,saat 14.00’den evvel öğle
yemeği vermeyen ve bahçesinde yaptığı düğünle konuklarını
uyutmayan bir tuhaf oteldi.Geceliği 1750 TL olan ve odadaki
gece lambasının ampulü bile eksik,terliği bile olmayan bir
otel…
Sapanca’nın o mütevazi,ortadireğin de yaşayabileceği
hali kaybolmuş gibi.Ortadirek ancak günübirlik gelebiliyor
kente.Önce İstanbul zenginleri,20 yıldan bu yana da Arap’lar
Sapanca’nın kimliğini iyice değiştirmişler.Çok sayıda Arap
ev almış gölün çevresinden.Özellikle Kartepe ve Maşukiye
bölgesine yerleşmişler.Sahibi Arap olan otel,pansiyon,
dükkan ve lokantalara da sık rastlanıyor artık.Ev ve dükkan
fiyatları,kiraları uçmuş durumda.Ama bütün bunlar,tüm
olumsuz gelişme ve görüntüler,Sapanca’nın sihirini ve
büyüsünü bozmaya yetmiyor.Bu haliyle bile muhteşem,bu
haliyle bile cennet..Ormanya diye bir tabiat parkına gittim.
Orman Bakanlığı ile Kocaeli Belediyesi işbirliği yaparak,
harika bir doğayla başbaşa kalma mucizesi yaratmışlar.
Burayı mutlaka görmek lazım.
Ormanya’da doğa ile yakınlaşma imkanları halka bolca
ve akıllıca sunuluyor.İnsan,şehir ve doğanın bir arada

disiplin içinde kucaklaşabileceğini görüyoruz burada.
Hayvanların özgürce dolaşabildikleri mükemmel bir
hayvanat bahçesi içinde orman evleri, su değirmeni, gölet ve
doğal yollar, yaban yaşam alanı, doğa parkurları, kamp
alanı, Doğa Okulu, kuş gözlem alanı, yaban hayatı kurtarma ve
rehabilitasyon Merkezi de var Ormanya’nın. Müthiş bir
yer, harika bir alan ve üstelik ücretsiz giriliyor bu doğa
başkentine. Ayrıca Özel sektörün de Naturköy adıyla
oluşturduğu çok güzel bir doğa işletmesi daha var
Sapanca’nın.
Dedim ya, cennetten bir köşe bu Sapanca. Doğa özlemi
çekenlere, doğayla kucaklaşma arzusu içinde olanlara
hararetle öneririm Sapanca’yı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir